Zirvede Sadece Siz Kalmışsınız Gibi Hissedin

Zirvede Sadece Siz Kalmışsınız Gibi Hissedin

Zirvede Sadece Siz Kalmışsınız Gibi Hissedin

Yaşamak ve satış mesleğinde çalışmak için harika bir zamanda yaşıyoruz. Ekonominin iniş çıkışları ve kendi sektörünüzdeki değişimler bir yana, piyasada ürün ve hizmetlerinizden daha çok satarak hedeflerinizi gerçekleştirmek ve daha yüksek bir yaşam standardı tutturmak için elinizde bugünkünden daha çok fırsat olamazdı. Üstelik siz becerilerinizi geliştirdikçe, önümüzdeki aylar ve yıllarda durumunuz giderek iyileşecektir. Satışta daha iyi hale geldikçe önünüzde açılan fırsat kapıları da çoğalacaktır. Satış konusunda benim kişisel hikâyem de birçoklarınki gibidir. Sınırlı imkânlarla başladım. Ailemin hiçbir zaman fazla parası olmadı. Babam marangoz, annem hemşireydi, fakat hiçbiri düzenli ve sürekli çalışma fırsatı bulamadı. Liseden mezun bile olamadım. Doğrusunu isterseniz, davranışlarım o kadar fenaydı ki, üç okuldan uzaklaştırıldım, ardından da atıldım. Liseden ayrıldığımda yapabileceğim tek şey vasıfsız işçilikti. Küçük bir otelin mutfağında bulaşık yıkadım, bıçkıhanede kereste yığdım, kuyu kazdım ve ağır malzemeleri bir yandan diğerine taşıdığım inşaat işçiliği yaptım. Çiftliklerde çalışıp Kuzey Atlantik’te sefer yapan bir gemide miçoluk yaptım. Sonunda yeni bir iş bulamayınca, komisyon karşılığı kapı kapı dolaşarak büro malzemeleri satmaya koyuldum.

Çalışmaktan Korkmayın

Çalışmaktan Korkmayın

Çalışmaktan korkmuyordum, fakat çok çalışmak tek başına yeterli görünmüyordu. Tek kalem satamadan yüzlerce telefon konuşması yapmıştım. Daha çok insanla görüşebiliyim diye bir yerden diğerine koşarak gidiyorum. Fakat yine de karın tokluğuna çalışıyordum. Sonra, bir gün kendime sormaya başladım: ”Nasıl oluyor da bazı satışçılar diğerlerinden daha başarılı?” Farklı alanlarda satışçıların zirvedeki yüzde 20’sinin paranın yüzde 80’inin kazandığını duymuştum. Tepedeki yüzde 10’sa daha bile fazla kazanıyordu. Böylece hayatımı değiştirecek bir şey yaptım. Çalıştığım şirkette en çok iş yapan satışçıya gittim ve kendisinin benden farklı ne yaptığını sordum. O da bana anlattı. Bana nasıl soru sormam ve sunum hazırlamam gerektiğini açıkladı. İtirazlara nasıl cevap vermem, nasıl sipariş almam gerektiğini izah etti. Sonra çıktım ve dediklerini yaptım; satışlarım artmaya başladı.

Derken satış üzerine kitaplar yazıldığını öğrendim. Birbiri ardınca onları satın almaya ve işe çıkmadan önce iki saat boyunca onları incelemeye koyuldum. Satışlarım daha da arttı. Sonra satış üzerine kasetlerin ve seminerlerin olduğunu öğrendim. Kasetleri dinledikçe ve bulabildiğim her türlü seminere katıldıkça, en iyi satışçıların bile yıllar sonra öğrenebildiklerini kapmaya başladım. Satışlarım yükselmeye devam etti. Bir yıldan kısa bir sürede kapı kapı dolaşarak haftada bir iki satış yapmaktan, altı ülkeye dağılmış bir satış organizasyonunu yönetmeye ve ayda binlerce dolar kazanmaya terfi ettim. İşin sırrı basitti. En iyi satışçıların nasıl sattığını öğrenmiştim, o kadar. Sonra en iyilerin yaptıkları şeyleri aynen yapmaya başladım, ta ki onlarla aynı sonucu alana kadar. Bu yöntem herkesin işine yaramıştır, sizin de yaracaktır.

Zirve

Zirve

İnsanlığın kaderini, özellikle de satış konusunda, belirleyen en büyük yasa, Etki-Tepki Yasası’dır. Bu yasa, olan herşeyin bir veya bir çok nedeni olduğunu söyler. Yaşamınızda belirli bir hedefin gerçekleşmesini ya da bir etkiyi istiyorsanız onu elde edebilirsiniz. Yapmanız gereken, söz konusu etki veya sonucu zaten elde etmiş birini aramak, sonra da bunun için ne yapmış olduğu bulmaktır. Onun yaptığının aynısını yapacak olursanız siz de en nihayetinde aynı sonuçlara ulaşacaksınızdır. Bu          Etki-tepki yasası tarih boyunca girişimciliğin her alanında insanların nasıl başarısızlıktan başarıya atladıklarını tümüyle açıklar. Dış dünyanız iç dünyanızın bir yansıması olarak eğilimindedir. Siz egemen olan düşünceler, kaçınılmaz şekilde hayatınıza o düşüncelerle uyumlu insanları, koşulları, fırsatları, hatta satışları getirecektir. Kendiniz ve imkânlarınız hakkındaki düşüncelerinizi değiştirdikçe hayatınızı da değiştirmiş oluyorsunuz. Yasa böyle çalışır.

Araştırmacılar az kazananlarla çok kazananlar arasında çok az fark olduğunu ortaya koymuşlardır. Onların beceri ve yetenekleri büyük ölçüde aynıdır. Hepsi de aynı sayıda fırsat ve imkanla çevrilidir. Tek fark, en çok kazanan satışçıların o tutarı kazanmaya karar vermiş olmalarıdır; sordukları tek soru: ”Nasıl”dır? Araştırmalara göre, satışta büyük başarı için gereken tek önemli özellik, iyimserliktir. Zirvedeki satışçılar ortalama insanlardan çok daha iyimserdirler. Bu iyimserlikleri yüzünden de başarıya dair yüksek beklentileri vardır. Başarıya ulaşmayı daha çok umduklarından, ortalama satışçıdan daha fazla girişimde bulunurlar. Ayrıca, nihayetinde başarılı olmayı beklediklerinden çok daha fazla sebat ederler. Çok daha sık müşteri ararlar. Başarılarının kaçınılmaz olduğunu düşünürler. Bu sadece bir zaman meselesidir, yeter ki sürekli olarak müşteri arasınlar.

Daha Çok Müşteriye Ulaşın

Daha Çok Müşteriye Ulaşın

Daha çok müşteriye ulaşmanın ve onları daha sık aramanın ilk eldeki sonucu olarak, bu kişiler daha çok satış yaparlar. Daha çok satış yapınca da daha çok ve daha sık aramanın kıymetine olan inançları güçlenir. Sürekli tekrar edilen bu gelişme, zamanla bir yüksek performans alışkanlığı haline gelir. Böylece daha yüksek gelir ve kişisel başarı da garanti altına alınmış olur. İşte satışta lider olmanın bir başka ipucu daha: Kendinize olan güveniniz ve saygınız, ne kadar sattığınızla doğrudan ilişkilidir. En çok kazanan ve saygınız, ne kadar sattığınızla doğrudan ilişkilidir. En çok kazanan ve en başarılı satışçıların öz saygıları da yüksek düzeylerdedir. Öz saygı, kendinizi ne kadar sevdiğiniz şeklinde tanımlanabilir. Kendinizi ne kadar severseniz, o kadar iyi iş yaparsınız. Ne kadar iyi iş yaparsanız, kendinizi de o kadar seversiniz. her ikis de birbirini destekler. Kendinizi ne kadar severseniz, hedefleriniz ve standartlarınız da o kadar yüksek olur.

Bu gönderiyi paylaş

Bir cevap yazın